Aydınlanma Haritası ile Dünya’daki Değişim

Aydınlanma Haritası ile Dünya'daki Değişim17 Ocak 2016 tarihinde gittiğim “Sunay Akın ile Görçek” gösterisinde gördüğüm bu haritaları mutlaka paylaşmalıyım diye düşünürken kısmet bugüneymiş. Gerçekten gördüğüm zaman beni çok şaşırtmıştı ve aklımdaki birçok soruya yanıt olmuştu.

Paylaşacağım iki haritadan birincisinde 10 ve 13. yüzyıllar arası ikincisinde de günümüzde kitap okuma ve kitap üretim dağılımlarının dünya üzerinde nasıl yayıldığını göreceksiniz. Kitap okuma sayısı ve buna bağlı olarak kitap üretimi arttıkça nasıl bir bilgisel göç yaşandığına şahit olacaksınız.

Evet, Bilgisel Göç bu haritalardan çıkaracağımız en anlamlı ifade olabilir. Bu göç sonrası dünyada neler değiştiğini de görmemek elde değil.

Çok da uzatmadan sizi ilk haritayla tanıştırmak istiyorum. 10 ve 13. yüzyıllar arasında durum neymiş ona bakalım.

Aydınlanma Haritası ile Dünya'daki Değişim
Gördüğümüz gibi Ortadoğu’da tam bir aydınlanma varken batıda kitaba karşı tam bir reddediş var.
Hemen ardından sizi günümüz haritasıyla tanıştırıp aradaki farkı tartışmak istiyorum.
Aydınlanma Haritası ile Dünya'daki Değişim

Şaşırtıcı değil mi ? Bilgisel göçün Ortadoğu’dan dünyaya yayılırken kendi içinde karanlığa gömüldüğünü görüyoruz.

Sunay Akın bu göçün kaynağını o akşam net bir şekilde ortaya koydu: İbn-i Rüşd ve Gazali’nin bu bölgelerdeki etkileri.

İbn-i Rüşd’ün bilgeliğinden faydalanan Avrupa, eserlerini latinceye çevirmiş ve eserleri herkes tarafından okunmuş. Birçok felsefecinin kitaplarını yorumlayarak batıda Rönesans’ı başlatan isim olmuş. Hatta araştırmak isteyenler için İbn-i Rüşd’ün yarattığı bu akıma da averroizm ismi verilmiş.

İmam Gazali ise İslam dininin akla ve bilime göre yorumlanmasını engelleyerek o bölgeyi çağın gerisinde bırakmış.

Böylece İbn-i Rüşd’ün peşinden giden Batı ile Gazali’nin peşinden giden Doğu arasındaki fark Bilgisel Göç ile sonuçlanıyor.

Peki Doğu ile Batı arasındaki köprü olan Türkiye’de kitap okuma alışkanlığı ne durumda ?
Batıda kişi başına düşen basılan kitap sayısı 7–8 iken Türkiye’de 1 kitaba düşün insan sayısı 12 bin 89 kişi. Evet, şaka değil, malesef gerçek.. Kişi başına düşen kitap değil kitap başına düşen insan sayısını konuşabildiğimiz bir toplumda yaşıyoruz. Daha da acı bir bilgiye bakarsak Türkiye’de 1 yılda basılan kitap sayısı Japonya’da sadece 1 günde basılıyor.

Sonuç olarak bugünlerde neden Ortadoğu’da savaş var ve neden Türkiye’de huzur yok sorularının cevapları çok basit: Kitap okuMAmak..

Cem Yılmaz’ın reklamında söylediği eğitim şart esprisinin altında aslında ne kadar büyük bir mesaj olduğunu kaçırıyoruz. Ben bu konuda en büyük suçu çocuklarına kitap okuma alışkanlığı kazandırmayan ailelere teslim ediyorum.

Lütfen kitap okuyunuz ve çevrenizdeki insanlara bu alışkanlığı kazandırınız. Önce kendiniz, sonra aileniz, sonra tüm insanlık için..